ERZURUMLU KADIN LAFIYLA İŞ YAPMAZ
Erzurum havaalanında yolcular uçağa binmişler. Kapılar kapanmış ve hostes "Sayın yolcular" demiş:
— Lütfen kemerlerinizi bağlayınız.
Kimse bağlamamış. Hostes "durumu" pilota anlatmış. Pilot, mikrofonu eline almış:
— Hele dadaşlar, kemerlerinizi bağlayın da havalanah.
Herkes bir anda kemerlerini bağlamış. Hostesin şaşkınlığını gören pilot şöyle demiş:
— Erzurumlu, ganayahli (kadın) lafiyla iş yapmaz.
__________________________________________________________________________________________________________
SEFİYE KAPAT KAPAT
Erzurum’a radyonun yeni, yeni geldiği ve dinlenildiği dönemlerdi.
Sabah erken kalkılmış, ortalık silinip süpürülmüş, yenilmiş, içilmiş ve keyif çayları içiliyordu. Bir taraftan da yeni alınan radyo açılmış sabah programı dinleniliyor. O zaman sadece kısa dalga’dan, Erzurum TRT Radyosu yayını dinlenilebiliyordu. Ayrıca pek teferruatlı yayında yoktu. Paket yayın yapılıyordu. Erzurum TRT Halk Müziği korusu yayını başlamıştı. Ve Solist Mükerrem Kemertaş. Söylediği parça “Huma Kuşu, yükseklerden seslenir”. Askerde bulunan evin oğlunun çok sevdiği türkü çalınıyordu. Evin hanımı, Mugime ezenin sesi yankılanır birden. Nefesler tutulur, Mugime eze gelini Sefiye’ye:
—“Sefiye, kapat, kapat da Memmed Zeki geldiğinde o dinlesin.”
__________________________________________________________________________________________________________
KÜLLİ MÜSLİMAN
Kış mevsiminde Arabistan’dan biri arkadaşını ziyaret amacıyla Erzurum’a gelir, ancak misafir camileri gezdikçe Erzurum'daki cemaatin azlığından şikayet ederek "la Müsliman, la müsliman" yani Müslümanlık az manasında sözler sarf eder.
Misafir olduğu arkadaşı Arap’a ders vermek amacıyla abdest almak için Şabakhane çeşmesine götürür.
Abdest almaya başlarlar, mevsim kış havada soğuk olunca Arap’ın çıplak olan ayakları buz tutmuş çeşmeye yapışınca Arap hem titrer hem de söylenir
"Vallahi bunlar Külli müsliman, külli müsliman
__________________________________________________________________________________________________________ TEYO PEHLİVANIN EVİ HARİÇ
İngiltere Cumhurbaşkanı Atatürk’ü ziyarete gelmiş Ankara’ya.
Erzurumlu Teyo Pehlivan da tesadüf, Mustafa Kemal’in yanındaymış. Erzurum’un bir meselesi varmış, kentin ileri gelenleri çok rica etmiş. “Ata seni kırmaz, n’olur şunu bi hallediver” demişler,
Teyo Pehlivan da bu nedenle Gazi’ye gelmiş. Bir ara Atatürk’le İngiliz Cumhurbaşkanı satranç oynamaya karar vermiş. Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı’na:
“Oynayalım ama, yenersem bana ne vereceksin?”
demiş. Bunun üzerine İngiliz:
“Yenersen Kuzey İrlanda’yı sana veririm. Ben yenersem sen ne vereceksin?”
demiş. Gazi biraz düşünmüş:
“Eğer ben yenilirsem sana Doğu Anadolu’yu veririm”
cevabını vermiş. Bunu duyan Teyyo Pehlivan hemen itiraz ederek:
“Oo, Paşam, bizim ev n’olacak o zaman?”
diye sitem etmiş. Atatürk:
“Doğru. Doğu Anadolu’yu veririm ama Teyyo’nun evi hariç”
Bu kez itiraz sırası İngiltere Cumhurbaşkanı’na gelmiş:
“Teyyo Pehlivan’ın evi yoksa ben Doğu Anadolu’yu ne yapayım”
demiş ve satranç oynamaktan vazgeçmişler.
__________________________________________________________________________________________________________
ERZURUMA YAYAN GELDİM
Bir tv programında sunucu Teyo Pehlivana sorar:
"İstanbul'a ilk kez mi geliyorsunuz?"
Teyo cevaplar:
"Yoh, ikinci gelişim. 5 Yıl önce bir arkadaşımla İstanbul'a goyun getirdig. Satıp Erzurum'a geri dönecektig. Ama arkadaşım beni ekti, gaşti. Erzurum'a gelecam cebimde beş guruş yoh. Neydim bende İstanbul'dan Erzurum'a geder o köy senin bu köy benim yaya gettim."
__________________________________________________________________________________________________________
ELİZABET BENİ ARADI
Teyo pehlivan yine oturmuş döktürmektedir:
"Vola, Elizabet o gün beni aradı. Diyiremki bir at bulsamda getsem"
Sorarlar:
"Yav Teyo, heç Amerika'ya atla gidilir mi?"
Cevap verir: "Oğlum siz garıdaki güzelliği görsez değil atınnan getmağ vallaha yayan gidersiz."
__________________________________________________________________________________________________________
AY GARDAŞ BIRAHIN ONLAR SEVİNSİN
İran'da şah devrilmiş Humeyni başa geçmiştir. Şahın yakın korumalarından biri Türkiye’ye kaçar.
Gelir Erzurum'a Cumhuriyet caddesindeki bir otele yerleşir.
Ertesi gün 12 Mart'tır kar tipi soğuk ki maazallah donarsın.
Acem şaşırır kalır tedariksizdir, üzerinde yalnız bir ceket vardır. Eski hükümet konağının önüne gelir ki bir şenlik bir bayram. Dadaşlar oynuyor davullar çalıyor.
İranlı merak eder birini çevirip sorar;
“Eğeee siz neylersiz burda?”
Erzurumlu cevap verir;
“Bu gün bizim mutlu günümüz gardaş, Erzurum’u düşmandan kurtardığımızın günüdür.”
Soğuk iliklerine kadar işleyen İranlı Dadaşa bakar ve der:
“Ay gardaş siz neye sevinirsiz ki bırahın da onlar sevinsin”
__________________________________________________________________________________________________________
BEN SENİ İNDİN SANDIM
Gullebi Turan uçakla İstanbul’a gitmektedir. Uçak havalanır ve uçmağa başlar. Bir ara cam kenarındaki koltuktaki adam kalkar tuvalete gider Gullebi de adamın yerine oturur. Bir müddet sonra koltuğun sahibi gelir ve:
Kardeşim burası benim yerim lütfen kalkar mısınız? Der.
Gullebi gayet sakin bir şekilde “valla ağabeyi ben seni demin indi sandım” der.
__________________________________________________________________________________________________________
BERBER NAİM
Naim Hoca bir gün vaaz ederken cemaatta sürekli olarak söyledikleri hakkında gülüşmeler olunca dayanamaz
-"Gülün oğlum gülün, Berber Naim'den Hoca sizden de cemaat olursa daha çok gülersiz"
__________________________________________________________________________________________________________
RADAR
Bir gün cemaat Naim hocaya gelir
-Hocam namazı hızlı kıldırda Erzurum spor maçına kavuşalım der.
Hoca;
-Tamam
Der namaza başlarlar Naim hoca öyle hızlı kıldırırki dua falan okumaz sadece yat kalk sağa selam verir sıra sola gelir selamı öyle bir uzatır ki cemaat dayanamaz sorar.
-Hocam ne oldi niye bele uzattın...
-Ula uşah susun radara yakalandıh (Solda müftüyü görür)